Çarşamba, Temmuz 11, 2007


Rüzgar hafiften eserken denizden yükselen iyot kokusu tüm egzoz gazlarına çöp kokularına sanki hiç var olmadıklarını ispat eder gibi ciğerlerine dolmakta. Ufukta güneş denize teslim etmekte kan kırmızısı alacakaranlığın doğuşu için.

Karadan uzaklaşırken toprağın kokusunun özlemide var tabii ki hatıraların içinde en derinde. Kırmızı şarapla güvertede karanlık suları seyre dalarken sebepsiz yere hüzünlendirir bu. Belki de o yüzdendir geçmişin hep acı vermesi geçip gittikten sonra geri dönmüyor çünkü zaman.

Yaşamanın verdiği acımtrak bir gülümsemeyi seviyorum der gibiydim sanki kelimeler gözlerimin önünden geçerken anlamsız dizeler kulağımda deniz şarkı söylüyor sanki. mırıldanırken buluyorum kendimi.

Uzaktan daha uzak bir yer varsa orayada gitmeli.

1 Comments:

Blogger burcyni said...

uzaklara gitmeli..

gidiyorum ben kendimden bile ileri..

Yorum Gönder

<< Home